Gerçeğin Güzel Huyu - Rumi"nsan iin daima kurtulu vardr ama bu insanlktan tededir. Olaan zaman ve mekanlarda yitirdiklerimizi, olaanst zaman ve mekanlarda bulabiliriz." Sadk Yalszuanlar'n usta kalemi bu kez Mevlana'nn hem zaman hem de mekansal olarak yaknnda, bazen de uzanda lakin merkezinde hep "Kalplerin ve Akn Sultan" varken, onun evresinde sema ediyor. Kimi zaman bir neyzen, bir dervi olarak dklyor kelam; kimi zaman yzyllar sonra onun bilgeliiyle demlenen bir
Shopping security
Each payment you make on thelockerguy is secured with strict SSL encryption and PCI DSS data protection protocols
product description
Why choose thelockerguy wholesale?
"İnsan için daima kurtuluş vardır ama bu insanlıktan ötededir. Olağan zaman ve mekanlarda yitirdiklerimizi, olağanüstü zaman ve mekanlarda bulabiliriz."
Sadık Yalsızuçanlar'ın usta kalemi bu kez Mevlana'nın hem zaman hem de mekansal olarak yakınında, bazen de uzağında lakin merkezinde hep "Kalplerin ve Aşkın Sultanı" varken, onun çevresinde sema ediyor. Kimi zaman bir neyzen, bir derviş olarak dökülüyor kelam; kimi zaman yüzyıllar sonra onun bilgeliğiyle demlenen bir akademisyenden, Konya'ya yolu düşen yas dolu genç bir kadından. Kimi zaman kalbinin çağrısına uyup kilometrelerce uzaktan gelen bir yabancıdan, kimi zaman onun yanında yöresinde yıllarını vermiş bir dergah yoldaşından...
Lakin dört ana selamdan ve her birinde yedi ayrı anlatıdan oluşan Gerçeğin Güzel Huyu, içeriğindeki pek çok tarihi karakterle, ilahi aşkın pusulasında tek bir merkeze yüzünü çeviriyor, onun gönlüne akıyor: Mevlana Celaleddin-i Rumi.
"O'na en yakın olduğumuz an, bir bulut gibi kendimizi yitirdiğimiz andı. O şiveyi işittiğimiz yer. O'nu duyduğumuzda hareketleniyor, bir elimizi göğe yükseltiyor, diğerini yere yöneltiyor; sağdan sola, kalbimize doğru dönüyorduk. Bilmeyenin seması, doğallıktı. Bağlıların seması, gerçeğe ulaşma çabasıydı. Erenlerin seması, O'nun güzelliklerini görmekti. Bilgelerin seması sadece seyirdi. Gerçeğin güzel huyunu tatmış olanların seması ise şeylerin içyüzünü görmekti. O'nu dinliyor, O'nunla dönüyor, sadece O'nu görüyordu."